Monday, January 30, 2006

aman ne biliyim baslik dusunecek halim mi var? !!

guzel ve yogun gecen bir haftasonundan sonra , turkiye ' ye gidisiminde yaklasmasiyla beraber , benim chicago ya nasil ulasabilecegim konusundaki tartismalarinda sayisi artti. kasabada yasamak zor bi ismis yahu.. turkiye de koylerde bile sehire giden minibusler var ama gel gor ki burada herkesin arabasi varoldugu icin indianapolis ' e nasil araba disinda bir ulasim saglanir bilemiyoruz. indianapolis - chicago arasindaki otobus seferlerinin fiyatlari da ucakla ayni.zaten oraya bi ulasabilsem sorun yok..indianapolis ' e ulastiktan sonra ucakla giderim diyordum ama bu seferde valiz agirliklari kafama takildi. bi de kas yapicaz derken goz cikartmayalim diye korkuyorum fazla bagaj ucreti odeyerek. onun icin simdi burada birilerini bulmaya calisiyororuz ki beni chicago ' ya bi atabilsin... bu arada tabii sunu da atlamamak gerekir : chicago - turkiye ucaginda da benim icin bi koltuk bos yer olmasi gerekiyor. yoksa son anda ucamadan orada kalir , gorurum gunumu.. velhasil neyin ne olacagi belli olmadigi icin ben tutusmus durumdayim. simdi K.ya bir yigin ekmek yapmam gerekiyor ayni zamanda yogurdu da mayalamam. sonra direksiyon sinavina girmem lazim ki sigorta ettirirken indirim olaylarindan yararlanalim. sonra valiz yapmak lazim.birikmis camasirlari yikamak ve evi temizlemek lazim. K. icin alisverise cikmak ve eksikleri gidermek gerekir. yapilacak ve alinacak listesi giderek uzamakta ve ben ne yapacagimi kestirememekteyim.
Allahim neden benim islerim hep boyle bi son anda oluyor ve ben hep tutusmus durumda ordan oraya kosturuyor oluyorum. annemin dedigi gibi '' ayaklara patenleri takma vakti '' :))

Friday, January 27, 2006

ne diyeyim ki daha...

tembellik ve tatli krizi...

cok sey yazmak istiyorum ama birsey de yazmak istemiyorum.tembelligim ustumde , bos bos oturmak istiyorum (sanki cok bi kosusturmam varmis gibi). dudagimin ustunde cikan iltihapli sivilce benzeri sey cok kasiniyor ama ben kasiyamiyorum , cok cirkin gozukuyor ve ben kursa gitmek istemiyorum. canin tatli yemek istiyor ama yaptigim butun tatli tarifleri birseye benzeyemiyor , bende cikolatalarla gecistirmeye calisiyorum. hal boyle olunca ben de turkiye ye gidince annemden ve oralardan yiyecegim tatlilari aklimda siraya koymaya calisiyorum. annemin kabakli pastasi , asure , annemin kurabiyeleri , livanin frambuazli pastasi , kafkasin kestane sekerleri vs.vs..

Tuesday, January 24, 2006

ondan bundan

bilgisayari bos bulabilmisken firsati kacirmadan iki satir yazayim istedim. zira bir saat sonra kapi calacak ve benim bilgisayar ile aramdaki iliski bu sesle sona erecek.. K. evdeyken ne yazik ki elimi bile suremiyorum ona... her neyse.. bu kadar laf ediyorum ama benim de evde pek durdugum soylenemez.. hafta sonu edinburgh outlet center e gittik.inanamadim gordugum fiyatlara.. iyi kazik yiyormusuz magazalarda.. inanilmaz fiyatlara inanilmaz seyler var.5 dollara nike sortu gibi veya 30 dollara nike ayakkabi gibi veya 15 dollara tommy kotlar gibi :)) biraz alisveris biraz eglence ile guzel gecti gunumuz.birde pesimizde ''hadi gidelim artik'' , ''doymadiniz mi gezmekten " laflari isitmek zorunda kalmamizi gerektirecek hicbir karsi cinsi yanimiza almadigimizdan, daha da bi guzel gecti sanki... ve yol.. baharda tekrar gitmeyi kafaya koydum..agaclar yapraksiz ciliz bir halde olsalarda , bu o yolun keyifli olmasini hic mi hic engellemiyor. virajli ama tabir yerindeyse kaymak gibi bir yol...hele bir de donerken gunes batmak uzereydi ki her dakika ''ay yola bayildim '' dememden arabadakiler bayilmistir sanirim :))
hafta sonu aldigim bir karari uygulamama yogun ruzgar engel oldu. aslinda planim her sabah erkende degil 8 de kalkip biraz yuruyus yapmakti.hazir evimize yakin guzel bir parkta varken bunu degerlendirebilirim gibi geldi..ama pazartesi sabahi uyandigimda bu eylemi ogleden sonra kurs donusune erteledim.ve dun kararima uyup yurudumde..ama bugun arabayi bile sallayacak kadar bi ruzgar varken bunu yapmanin pek uygun olmadigini dusundum.tamam tamam biraz usendimde :) aslinda bu kararimin pek de parkin tadini cikarmak olmadigini itiraf edebilirim. turkiye ye gitmeden once , yemekten de kisip biraz forma girmekti.aslinda kilo aldigimdan degil ama , benim derdim orada yiyeceklerime simdiden yer acmak..isteklerimi bildirmeye basladim bile ilgili mercilere :) ciger kavurma , asure , annemin istedigim her an elimi uzatinca ulasabilecegim 20 kusur cesit kurabiyesi , sebze (domates gibi , biber gibi , normal boyutlarda salatalik gibi ve onlardan yapilmis binbir cesit yemek) :) sanirim biraz yuruyus ve biraz yemeklerden kisma yeterli olmayacak gibi...aclik grevine mi girsem aceba??

Sunday, January 15, 2006

hersey kontrolum altinda (mi?)

hersey ne yazik ki her an insanin kontrolu altinda olmuyor. bazen hayat insani garip seylerle karsilastiriyor. tahmin etmedigi , dusunemedigi , yuh artik bu kadar da olmaz dedigi..ama oluyor.benim basima gelmez denilen seyler bir bakmissiniz ki karsinizda duruyor ve '' hadi cik bakalim bu isin icinden'' diyor. ama kontrol edemeyeceginiz sekildeyse ya..o zaman ne oluyor?karsi tarafa zarar vermeden bunu nasil asarim diye dusunup bir sey bulamadiginizda yaaa..??davranislarinizi dikkatli veya dusunerek yapmaya kalktiginizda da bu sefer de elinize yuzunuze bulastirdiginizda?? zaman gene burda devreye giriyor ve ''bekle beni '' diyor.bende bekliyorum herseyin daha fazla kotuye gitmeden duzelecegini umut ederek...

Tuesday, January 10, 2006

bebek

hosgeldin bebek...
ne iyi ettin de geldin.biraz beklettin bizi , ama sag salim geldin ya...
aldigim habere gore zorlamamissin anneyi fazla.
umarim hayatta , seni fazla zorlamaz alacagin kararlarda...
islerin hep boyle biraz gec, ama sonunda iyi olur insallah.
artik hayatlarini sana gore duzenlemeye baslamis annen babanla...
aradim seni sormak icin ama , annen telefonu sessize almis sen uyuyorsun diye galiba.
bizde annenle gorusmelerimizi senin uyanik oldugun anlara gore ayarlamaya calisiriz zamanla.
telastan adini bile soramadim , onun icin ''bebek'' demeyi uygun gordum su anda.

reklamlar

biraz once internet uzerinden turkiye deki bir kanali izlerken reklamlar girdi ve ekranda birden deterjan reklamlari belirmeye basladi. burdaki reklamlarda hic deterjan reklami gormedigimi farkettim birden. ne yesillikler arasinda ipe asilmis bembeyaz carsaflar goruyorum , ne yumusacik havlularin uzerine dusen bir ayicik ne de buranin kendine has Ayse Teyzesini... burdaki televizyonlarda hamburger , zayiflama urunleri , pizza , sigorta sirketleri , cereal , indirim yapmis ( guya) magazalar ve yine bir baska yiyecek reklami var. garip geldi birden.

Wednesday, January 04, 2006

chicago gezisi



artik anliyorum...neden insanlarin bana '' aa hayret nasil oldu da sen burada bunalmadan sikilmadan 4 ay gecirdin..aferin sana'' dediklerini...cunku daha kurslarin tatil olmasi uzerinden iki hafta gecmemesine ragmen ben bunalmis durumdayim.demek ki burada bir ugrasin yoksa hayat cok bunaltici ..yani kelimenin tam anlamiyla uyuz...bu ne burda hayat mi var? bence yok...aslinda burda herkes o kadar yalniz ki..ve kendi halinde.... yazin oturdugum yerin cevresi hep yesillik , park olmasina ragmen bir cocuk bile disari cikip disarda oynamiyor..
Neyse ki bu hafta kurslarim basliyor ve ben artik insan yuzu gorebilicem. Hem bu ay gonullu olarak ta bir yerde calismaya basliyorum ki artik gunlerimi tamamen doldurmus keyifli bir insan olucam.
Keske tatil hemen baslar baslamaz yaptigimiz Chicago tatilini biraz daha tatilin ortalarina denk getirseymisiz. Boylelikle bunalmaya pek firsatim kalmadan tatili gecirmis olurdum. 3 aylik surus deneyimime guvenerek – cahil cesareti desek daha dogru olur – chicago' yu koyduk akla ciktik yola.. ''aman da aman ne guzelde kullanirmisim'' demeyi dusunurken birden indianapolis'te yollar dort serite cikar ve ben aninda paniklerim. Onum arkam sagim solum arabalarla kaplanmisken ve ben dikiz aynasindan hangi arabaya bakmam gerektigini , onceligi hangisine vermem gerektigini sasirmisken “ banane yaa ben kustum oynamiyorum” deyip arabayi oldugu yerde terk etmek istememe ragmen basladik bi ise devamini getirelim dedim ve arabalar arasinda ben de yerimi aldim. Her exit cikisinda “ K. bak bakalim araba geliyor mu?” diyerek kullandim ki varin gerisini siz dusunun. Sagdan sagdan gidiyorum butun cikislarda sagdan ne guzel diye sevinmem kisa surdu cunku ne yazik ki Chicago cikislari hep soldandi. Ben panik. Sola gecmek icin yavaslayip yollarina girmem gereken sol seritteki arabalara el , kol , kas , goz isaretleri ile “ bana yol verin bak ben acemiyim , bak bak iyi bak gercekten..”diyen bana sanirim kulak verdiler ki yolu ve cikislari aksatmadan ve kacirmadan vardim Chicago ' ya. Bir de tabii internet haritalari oyle guzel gosteriyor ki bi benzinlige girip “ abi ya su su su adrese nasil giderim” derdinden kurtariyor insani.. Benim kagni arabalariyla yaris yapacak kadar agir gelecegimi tahmin eden arkadasimda benim haritanin verdigi saatten sadece yarim saatlik bir rotarla geldigimi apartmanlarinin guvenliginden ogrenince sanirim derinden bir oh cekmistir.

bu fotograflarda chicago gezimizden.ilki arkadasima sessiz bir '' bak bak dil uzattigin kurabiyeleri tat da anla bakalim'' diye goturdugum suslu puslu paketli elcagizimla yaptigim ve susledigim kurabiyeler..digeride oldugu yerde 3 dakikadan fazla kalamadigimiz , kalsaydik donacagimiz yilbasi agaci onunde..

Tuesday, January 03, 2006

gossip

bugun uluslararasi bi arkadas toplantisina gittim.uluslararasi dedigime bakmayin oyle resmi bir sey degil hatta hic resmi degil. uluslararasi olmasinin nedenini soyleyeyim : 5 kisiydik ve hepimizde baska milletten :)) kazak , iranli , ozbek , koreli ve ben.. cok sevindim cunku ingilizce rahatlikla sohbet edebildik..ve yabanci bi dilde dedikodu bile yapabiliyorum artik :)) daha ne olsun :))