Tuesday, October 31, 2006

veeee sonunda..

sonunda buldum!!!!dun bi kursumdan ciktiktan sonra park yerinde arkadasimla cene calarken hocalarimdan biri beni gordu ve birinci kattaki sinifin camindan bana bagirmaya basladi.. normalde pek arkadas canlisi olmayan bu soguk kadin neden bana sesleniyordu bi anlam veremedim.. ama saskinligimi anlamis olacak ki gazetede tango ile ilgili bi haber var dedi.. dur bekle kesiyim getireyim dedi... neyse verdi.. ufacik olan gazete kupurunde bizim kasabanin Argntine Tango Organizasyonunun oldugundan ve her pazartesi kurs verdiklerinden bahsediyordu. herseyiyle bana cok uygundu , olmasa bile uydururdum zaten.(sanki yapacak cok isim varmis gibi??) kurstan eve geldikten sonra icim icime sigmadi.. yerimde duramadim.. evi topladim , yemek yaptim , bulasiklari yikadim , dus aldim vs.vs. bir yigin is yaptim ama yok vakit gecmiyor. neyse dedim ben cikiyim bu boyle olmayacak. K.ya uyramam gerekiyordu zaten okuldaki ofisine. ona gitmeden su kursun bi yerini goreyim dedim ve erkenden ciktim. gittim gordum :)) sonra K.ya gidip sonra tekrar tango kursuna gittim.

sehir merkezinde eski bir bina. dis kapisi evlerdeki oda kapilari gibi.. umarim hayal kirikligina ugramam diye icimden geciriyorum. kapiyi actim onumde ahsap genis merdivenler. cilasi atmis, boyasi gitmis, gacur gucur eden merdivenler.. hadi hayirlisi dedim ciktim merdivenlerden. bi de karanlik tam korku filmi. merdivenlerin bitiminde duvar var(mis)!! neyse soldan suzulen los isik vasitasiyla orda bi kapi oldugunu anladim. girdim , sonra bi kapidan daha...veeeeee dadammmmmmmm... iste hayalimdeki dans salonu... harikaaaaaaa..muhtesem... birkac kisi vardi icerde.universitenin gazetesinden gelmis hoca ve asistanlari ile roportaj yapiyorlardi. hoca geldi konustu benimle.. dost canlisi bi adam... sonra geri dondu ben de o sira tango ayakkabilarimi giymeye koyuldum... ayakkabilarim bir seneyi askin beklediler dolapta ama iyi ki getirmisim diye sevindim... salon parke , tavan yuksek, yerden tavana camlar ve duvarda tango resimleri.. yuzumde bi gulumseme kapatamiyorum agzimi... neyse dedim bugunluk oyle kalsin :)) sonunda buldum dedim , buldum iste. tango kursu.... ve oyle spor salonlarinda verilen bi ders degil veya ballroom danslarinin icinde gecen ufak bi mola degil.halis mulis argentine tango.. hocayla daha sonra konustuk ve 1 seneden fazladir dans edemiyorum tango egitimi veren bi yer olmadigi icin burda dedim. evet dedi , kendisi California dan gelmis ve 6 sene tango yapmis. kasabada da bulamayinca kendi ders vermeye baslamis.. anliyorum seni dedi...

sira geldi dansa... ilk bir saat bi onceki haftanin ozeti gibi.. sonraki saatte ise yeni birseyler ogretiliyor.. daha cok baslardalar ama onemli degil.ese de gerek yok herkes neredeyse tek gelmis. her parcada es degistiriliyor. boylelikle farkli kisilerle dans edebiliyorsun.

kisacasi oyle keyif aldim ki... 2 sene aldigim dersler bosa gitmicek.. persembe gunku pratik saatini dort gozle bekliyorum. bir de ayni gun yayinlanacak olan gazeteyi..

Saturday, October 21, 2006

tangoooooooooooooo


offf nasil ozledim tango yapmayi.. 2 senemi vermisken... kendimi milongalarin duzenine alistirmisken... geceleri gec gidip dans edip gelmemi etrafimda kimse garip karsilamamaya baslamisken... buldugum her ani tango adimlarimi tekrarlamakla gecirirken... puffff.. buraya geldim ve kucucuk kasaba da bi tango dersi veren yer bulamadim. bi yerde mi olmaz yaa?? hic mi talep olmaz bu dansa? oysa ki milongaya gidip pistin kenarinda oturup aceba bu gece beni kim dansa kaldiracak? nasil dans edicez? gecen sefer dans ettigim kisiyle cok keyif almistim aceba bugun gelecek ve beni dansa kaldiracakmi diye icinin kipir kipir etmesi... ufak capta dedikodular... dans etmekten bir turlu bitmeyen hafif ickiler... yuksek tavanli salonlar...goz kapali bir sonraki adimi dusunmeden , muzigi dinleyerek kendinden gecmen... feci ozledim feci. artik tango bile dinlemek istemiyorum bunlari hatirlamayayim diye.. hasretim hasret..

Friday, October 20, 2006

bayram hediyelerim.

artik benim de bi camasir makinem var. :)) tamam tam otomatik olmayabilir, cok iyi yikamiyor olabilir, ikinci el de olabilir ama artik ''o'' benim.. camasirhanedekilerden daha kotu olmadigi kesin.. kurutma makinemde yapildi onu da kullanabiliyorum. kurutmasi icin biraz fazla uzun calismasi gerekiyor (1,5-2 saat) ama olsun. nasil olsa elektrikle calismiyor. gazla calisiyor ve biz burda gaz icin ayri para odemiyoruz. kurutmamin da guzel olan yani da bu.. bayram hediyelerim oldular boylelikle camasir ve kurutma makinem..

dun hayatimda ilk defa bebek bakmaya gittim. bi arkadasimin baktigi cocuklara , arkadasim olmadiginda beni cagiracaklari icin aile cocuklarla tanismami istemis. biz de dun arkadasimla gitiik ve baktik.. aslinda ben sadece konuk bakiciydim ama bana da odeme yaptilar , pek sevindim.. 3 tane sessiz sakin cocuk. biri 15 , digeri 10 gibi en kucukte -erkek olan- 7-8 yaslarinda. zenciler ve cok sevimliler. her biri bi koseye gitti, biri bilgisayarda chat yapti , digeri harry potteri izledi, digeri de baska bir odada televizyon izledi. bizde arkadasimla oturup sohbet ettik. o kadar sakinler ki ailenin neden bi bakiciya ihtiyaci oldugunu bile anlamadim. bakalim beni ne zaman cagiracaklar.

Friday, October 13, 2006

narin, hassas, canim, cicim anahtarim

sakin sakin gunlerimizi geciriyoruz derken dun yasadigim sinir bozucu dakikalarla bu sakinligimizi bozmus oldum.
dun bi kurstan cikip digerine yetismeye calisirken bi guzel arabamin kapisini actim , koltuguma oturdum , emniyet kemerimi taktim ve anahtari kontaga takmak icin davrandim. ama anahtarin yarisi yok. megerse kapiyi acarken yarisi kapida kalmak istemis. :) neyse ki arabada kerpeten vardi rahatlikla cikarttim. sonra kursa geri donup anahtari bantla birlestirdim. bana gore cok akillica bi davranisti ama arabayi aldigimiz kisiye gittigimde o , pek de oyle oldugunu dusunmedi!!!!! eger anahtari kontaktan cikartirken yarisi hala orda kalirsa onu ordan almak kapidan almaktan daha zormus ve masrafliymis. hay aklima diyerek , aklimda uydurdugum binbir senaryo ile araba anahtarlari yapan yere gittim. ve anahtari kontaktan cikartirken , haliyle anahtarin yarisi kontakta kaldi ve ayni anda da basimdan asagi kaynar sular dokuldu. neyse iceri gittim ve durumu anlattim .adam geldi elinde cimbiz gibi ozel bi aletle ve kolaycacik cikartiverdi. korktugum gibi olmadi tabii... bundan sonrasi icinde iki anahtar yaptirip ciktim ordan...koca anahtar nasil kirilir hala anlayabilmis degilim. ya metalleri adi ya da ben anahtarlara gereken ozeni gostermiyorum.

Thursday, September 14, 2006

coupon guzeli veya manyagi

buraya gelmeden once babam demisti , iyi hatirliyorum.. oraya gidince kuponlari takip eder ve kullanirsin diye.. gercekten de dedigi gibi oldu.... once ufak ufak posta araciligiyla gelen kuponlarla basladim..cesitli restoranlarin , kafelerin veya hamburgercilerin kuponlariyla basladi..sonra giyim alisverisi yaptigimiz magazanin kartini aldiktan sonra bize duzenli olarak indirimler zamaninda ekstra indirim kuponlari gondermeye basladilar... iyi guzel ama hala kupon manyagi olmamistim.. aslinda bu is bizim alisik olmadigimiz birsey.. turkiye de nerde boyle kupon falan..kaldi ki olsa bile dalga konusu olur '' aaa kuponun mu var.. yazik paran mi yok '' gibi sozlere maruz kalma olasiligin cok yuksek....

her neyse tam olarak nasil kupon hastasi oldugumu anlatiyordum.. gecen gun eve her zaman alisveris yaptigimiz marketten 30 dolarlik bi kupon kocani gonderene kadar kendi halinde az seviyede bi kupon kullanicisiydim.. bu olaydan 10 gun kadar once de ayni market marka bazinda kupon gondermisti .. bu son gonderdikleri ise, istedigini alma hakkinin oldugu kuponlardi ki kategori olarak daha ust seviyedeler... ben naaaaptimmm??? dedim madem oyle iste boyle alacaklarimi kuponlara gore belirledim.. oyle ki bi seferinde 8,50 dolar kar etmisim... sanirim bi daha bana kupon falan gondermeyecekler... ''anaa bu iyi kaptirdi kendini dur bakalim bi iki ay gondermiyelim de bakalim ne yapacak'' diyecekler.




















simdi ben bu sirin kupon cantalarindan almayayim da ben napayim???ustelik kirmizi....

Thursday, September 07, 2006

fon fon fon.....

gunler birbiri ardina gecerken ve hayatimda da pek de bi degisiklik yokken gene duz sac krizim tuttu dun... Turkiye'deyken haftada en az 1 kez cektirdigim fonden aldigim hazzi burada bulamamak can s1k1c1.. bakimli gorunmek adina yapilan kolay ve ucuz bi davranis olan fon cektirme isi , burada lukse kactigindan , her daim dalgali saclarla yasamaktan baska carem kalmiyor...Turkiye'den getirdigim sac duzlestirme aletini de voltaj uyusmazligi yuzunden calismaz hale soktugumdan beri daha da bi sinir olmus durumdayim..

dun markette artik ugrak yerim haline gelen sac duzlestirme aletlerinin oldugu bolume gittigimde aklima yurttayken saclarimizi utuledigimiz geldi... aman bir kurtulus yolu bulmusum gibi aksam olmasini yeni bayramlik elbise alinmis cocuklar gibi sabirsizlikla bekledim.cunku aksam olunca K.ile spora gidilecek ve sonrasinda alinan dusu takiben K.ya saclarim utuletilecek.. tabii bunu K. basindan duyarsa reddedeceginden onun oncesinde guzel bi gaz verilir ve duygu somurusu yapilir..cunku bilse ki saclarima utuyu surecek hayatta yapmaz..ama yaptigim on calisma ile yumusayan koca , alir eline utuyu utuler.. tabii bende ki dusuncesizlik kocayi yurttaki kizlar gibi ozenecek , zaman ayiracak sanirim ..nerdeeeeeeeeeeeeee.... her isin bi uslubu var di mi ?? saci once guzelce tarican ( hadi onu ben yaptim zaten) sonra birbiri ardina tarak ve utuyu tutucan vs.vs. bakti olacak gibi degil ''bence olmadi ; sacini yakabiliriz ; git bak bi , istersen devam edeyim '' gibi heves kirici sozler sonrasinda benimde onunla ugrasmak istemememden dolayi bu olayi sonuclandiramadan sonuclandirdik...
tabii bilmiyor ki bu olayi becerememesi ona pahaliya malolacak...!!! tez zamanda gidilip sac duzlestirme aleti aldirilacak...!!!

Monday, September 04, 2006

gececek biliyorum..

bi bunalim bi bunalim... offff offff hic ic acici bi gun degil. yagdi yagacak gibi bi hava , radyo da calan bayici sarkilar , messanger de olmayan arkadaslar.. amannnnn... sanirim sonbahar/kis baslangici sendromu olsa gerek.... halbuki haftasonu boyunca pek de bunalmaya vaktim olmadi ( bi parti , dogada arkadaslarla yuruyus , ardindan spor ) ama bu icten gelen bi s1k1nt1.
buna etken sanirim geceleri gordugum abuk subuk ruyalar.. her gece yeni bi macera.. dun gece ablamin dugunu ile ugrastim... alakasiz binbir sey.. elbiseme uyduramadigim ayakkabilar (aman ne onemli) , uymayan anahtarlar , hidrojen gazi (?hic anlam veremedim???) . bu sonuncusunu annem arayip bulamayip bana soruyordu sanki ben hayatimda o gazsiz yasamazmisim gibi.. ne icin kullanilir ? nerede kullanilir? hic gunluk konusmamda yeri olmayan birsey..nerden girdi de beni ugrastirdi gece boyunca..
velhasil pek iyi degilim bu aralar.. neyse ki etrafa karsi boyle degilim.. kendi icimde yasiyorum bunalimimi..
gececek gececek biliyorumm... biraz zaman...

Monday, August 28, 2006

gecikmeli bir tesekkur.

bi onceki postta da yazdigim gib annemler geldi gitti...

garip oldu annemleri misafir olarak gormek.. daha dogrusu misafir olarak gormek ama oyle hissetmemek.. kendimi birden gene onlarin kucuk kizlari olarak evimize gelen bi misafiri (kocami) agirliyormusuz gibi hissettim.dogru degil bu tabii... kan cekti ve ben birden o annesinin dizinin dibinde oturan , bacagina yatan kiz oldum. gene yemekleri annem yapti , ben ortaligi topladim. aksama ne pisiricen diye anneme soran yine bendim , tartismalarda kocayi satan da...sadece bu sefer arabayi kullanan ben oldum. alisveris merkezlerinde babam ; annemle bizi indirip arabayi park etmeye giderdi , bu sefer onu yapan bendim.. gene hesaplari odeyen babamdi. begendigin bir sey varsa alalim diyen de yine onlardi.. bir sey degismemis gibi gozukse de aslinda cok sey degismisti.. benim de artik bi ailem vardi ayaklari ustunde duran ama onunde cok uzun bi yolu olan. ne de olsa hala ogrenciyiz.

babamlar , bizi , geldiklerinden dolayi masrafa sokuyorlarmis gibi dusunup herseyi almak istediler..''bizi markete sok '' dedi babam geldiklerinin ikinci ya da ucuncu gununde. ''neden'' diye sordum. ''eve birseyler alalim'' dedi.'' yok birseye gerek'' dedim.. dedemde babamlara evlendikleri ilk yillarinda ziyaretlerine gittiklerinde kantine gidip eve gerekli ya da gereksiz herseyi alirmis. bir keresinde asker '' komtanim duymadigimiz birsey mi var? seferberlik falan mi ilan edildi?'' demis. ayni durum bizde de oldu.feci bi eziklik hissi.. okuduk guya adam olduk ama hala birseyler eksik.. kendi kendimize yetiyoruz bi sikayetim yok ama anne baba bunu boyle gormuyor ve durmadan yardim yapiyor.. onlarin oyle dusunmesi zaten , beni uzuyor.

sonra turkiye ye dondukten sonra babamin gonderdigi tesekkur maili.. dokunakli , anlamli , durumu ozetleyen.. ama biz birsey yapamadik ki .. asil ben tesekkur ederim sizin gibi bir anne babaya sahip oldugum icin.

Monday, August 21, 2006

1 yila yetecek olan tatil

Anlatacak cok sey birikti..annemler geldi gitti sanki hic gelmemisler gibi … ne iyi oldu , ne iyi yapmislarda gelmisler.. bol bol gezdik yedik ictik babam sagolsun… onlari chicago ya biraktiktan sonra tesaduf eseri ortaya cikan bi tatil de yapmis olduk ki onu anlatmak isterim en basta… bastan uyarayim coooooookkkkk uzun bi blog oldu sabir gostermesini becerebilen baslasin derim okumaya…

Annemleri gonderdikten ve kocacigi da babamin da biraz etkilemis olmasiyla beraber (aslinda babamin rahatlatmasi sonucu desem daha iyi ) gitmeye karar verdik… simdi esranin araba kullanmasi benden cok iyi ve Chicago trafigine alisik oldugu icin arabayi onun kullanmasi beklenen durumdu..tabii biz ufak bi ayrintiyi atlamisiz ..ama unuttugumuz sey goruntude ufak , seste buyuk…biz onu biraz fazla hafife almisiz.. atlamis oldugumuz sey esranin kizi… biz onu arabada uyur diye beklerken o beklenenin tam tersini yapti ve bogazlari kisilana kadar agladi.. hal boyle olunca biz otobanda kenara cekip , annesinin kizini biraz guldurmesini sagladik… sonra tekrar arabaya tekrar iki dakika sakinlikten sonra aglamalar , biz de gerilmeler.. vs… esra bana guveniyor ben arabayi bana vermesin diye gozlerimi kaciriyorum… tabii biz annemleri gonderdikten sonra o trafikte eve varmamiz 5.5 oldu sonra hazirlanip cikmamiz 7 oldu… biz guzel bi yolculuk umaraktan yapmisiz caylari almisiz kurabiye keteleri , serinlemek icinde meyveleri laylaylom… aman aman kabus gibiydi.. biz esra ile beraber olsak sorun degil..araba da bi de benim sevgili kocacim var ki koca yerine felaket tellali demek daha iyi uyar.. adamdan dakka basi olmayacak veya olabilecek en son durum analizleri cikiyor.. daha acik bi sekilde gozde canlanmasini saglamak ve aciklayici olmak icin soyle anlatayim..
Onde direksiyonda esra yaninda kocam, arka ortada bebek sag arka koltukta ben.. arka koltukta esranin dikiz aynasindan gorusunu etkileyecek sekilde bilimum oyuncak , bebegin oyalanmasi icin bulunan degisik renkli alet edavatlar , ve bi kosede de bizim guzel yolculugumuz icin piknik sepetimiz.bastaki durum bu..sonraki durumun resmi ise soyle : esranin gozune gunes girer ve yanlis bi cikistan cikar. Bu arada o cikista 3 kapi var ikisi para verilerek digeri ise para vermeden arabada bulunan kesintisiz gecis imkani saglayan I-PASS aleti olanlara ayrilan kapi. Bizde de o alet yok haliyle diger iki kapidan birinden cikmak lazim.. ama esra yanlislikla girdigi o kapidan son anda ani bir mudahale ile cikar ve para ile gecilen kapiya girmeye karar verir. Bu geri cikma isleri tabii otobanda cereyan ettigini gozumuzde canlandirirsak geri cikma isleminin nasil oldugunu varin siz dusunun. . Bu arada esranin teli calar ve kocasi nerdesiniz sizi yemege bekliyoruz der ve bizi daha da gerer… sonra yolu tarif etmeye calisir ama bu bize yardimci degil aksine zora sokucu bi davranistir.. cunku kafamiz onu almayacak kadar karismistir. Havada yavas yavas kararmaya baslamistir ki bu beni yani gece araba kullanma ozurlu olan beni fazlasiyla gerer.tabi unutmadan hatirlatayim bu arada kiz avaz avaz aglamaktadir.. bu durum kocami sinirlendirir ve olabilecek senaryolarini yazmaya baslar. Kapilarin orada arkadan hizla bi araba bizim yol ver isaretimizi gormeyebilridi ve carpabilirdi , “esra cok yanlis isler yapiyorsun hem telle konusuyor hem de araba kullaniyorsun”. zaten gitmek istemeyen koca hadi geri donelim gidemicez iste demeye baslar ve sanki onceden soyledigi birseyler cikmiscasina kendini ben demistim moduna sokar.. velhasil esra gitmemiz gereken yola girdi bi sekilde ve arabayi bana verdiiiiii.. ve ben arabayi kullandigim 20-25 dk.icinde muma dondum..mum bile erirken bi bukulme hareketi gosterir di mi? bende o bile yoktu..evet evet sopa daha uygun bi kelime.. kizda bi numaraci annesi yokken zirlar anneyi buldugu andan itibaren gulucukler sacmaya baslar.. hersey ustuste gelmezse olmazdi yaa benzin de ortama ayak uydurdu ve ben bi bitmeye baslayimda birazda gerilsin bu salaklar dedi herhalde.. bu arada biz US-12 denen ana bi yola baglanicaz .tam o arada da benzinlik gorduk ve ben girdim.iste bizim hangi yolun US 12 oldugunu karistirmamizda benzine konsantre olmamizla ayni ana denk gelir.. arabada uc tip var ama hepsi de bi benzin olayina konsantre olmus.yahu Allah icin birinizde yolu takip edin.. yok benzin oynadigi oyunu oyle iyi oynadi ki hepimizi kendine baglatti. Neyse ; koca gitti benzinciye sordu o da eliyle benzinligin onundeki yolu gosterip bu iste demis..orda degildim bilemiyorum ama bundan sonraki adimda yolu karistirmis olmamiz muhtemel bir kocamin varolan genel bi sapsalligi da olabilir.. yapar bilirim.. adam baska yol gosterir ve benim sevgili yon kavramindan yoksun kocacim bunu farkli anlamis olabilir.. cunku adamin gosterdi yol park alaninda sona erdi.. soyle ki esranin kocasi bizi almaya geldiginde direksiyona gecerken ‘’ US 12 is a major road in USA , it doesn’t end in a parking lot’’ dedi. Tabii biz esra ile arkada suc islemis cocuklar gibi basimiz onumuzde o espriyi anlayacak durumda degildik.. benzinlikten sonra esra aldi arabayi ve gerginlik kizin aglamasiyla tekrar tavana vurdu… sonra biz bi yerde alisveris merkezlerini bulduk ve arabayi parkedip esranin kocasinin gelmesini bekledik…tabii bizim cikisimiz aksam 7. normal hava ve yol kosullarinda varmamiz beklenen saat 9. esranin kocasi bize almaya geldiginde sanirim saat 10 u gostermekteydi.. sonra bi yarim saat daha yol..
neyse vardik mi sonunda gol evine.. bizde bi gerginlik…biz esra ile esranin kocasinin da bize biraz sinirlenmis olacagini dusunuyorduk ama neyse oyle olmadi. Biz dagilmis vaziyette sac bas kas goz kaymis vaziyette vardik ama bi yandan da esrayla birbirimizi ayna gibi kullanip “ sacim nasil , basim nasil , kilik kiyafet duzgun mu” kontrolu yapmayi ihmal etmedik.. Gittik neyse herkes bize “aa gelebildi sonunda bizim salaklar” gozuyle bakiyor.. herkes yemegini bitirmis oldugundan bize , herkesle tanisip tokalasma faslindan sonra yemek servisi yaptilar..ama rahatlikla yemek ne mumkun 10 kisiden 10 cift goz –hadi biraz da durumu vahimlestireyim 20 tek goz- her lokmayi sanki bizimle yutuyor.. oyle bi durum.. velhasil bogazimizda lokmalar inci gibi siraliyken sira geldi esranin surpriz dogumgununun kutlanmasina. Isiklar sondu happy birthday nidalari esliginde mutfaktan pasta geldi. Bu amerikalilar bi konsept yaratmaya pek merakli olduklarindan dogumgunu icinde renk olarak ucuk pembe morumsu kirmizimsi bi renk secmisler.. karanfiller o renk , pasta kremasi o renk , pasta mumlari o renk , hediyeler o renk vs. bilseydim ben hediyemi bi onceki gece saat 12 yi gecer gecmez vermezdim..ama orda vermedigim de iyi olmus bi yonden cunku konsepte zitti hediyenin rengi.. bu fasildan da sonra biraz o masadan ve kem gozlerden kurtulmak icin sessiz cigligimiz ‘b.bizi evi gezdirsene” ye esranin kocasindan cevap geldi ve o kelepcesiz masadan kurtulduk. Gole de inmek istedik ama inemedik cunku yine 20 goz ustumuzde bizim turk oldugumuzu unutaraktan “ simdi bu karanlikta gole mi ineceksiniz? Bari bi el feneri bulalim” dediler , bulup getirdiler sagolsunlar.. biz “turkuz bize birsey olmaz” demek isterdik ama o saatte onlarla dalasmaya pek halimiz olmadigindandir sanirim hepimiz sessiz kalip fenerin gelmesini uslu cocuklar gibi bekledik.. adamlarda ne para var nasil da yasiyorlar diye dusunerek yattik yataklarimiza.. ertesi gun uyandik ve arka veranda da dordumuz kahvaltimizi yaptik.. gol evine varisimizdan o saate kadar yolculuk hakkinda bir kelime bile edilmemesi sanirim herkesin o kabusu unutmak hatta aklinin derinliklerinde kaldiysa da atmak icin ugrastigindandi..bende bu yaziyi yazayim unutucam , resetlicem aklimdan.. ama zaten oyle bir yerde olupta olumsuz bir sey dusunmek imkansiz..harika bi manzara huzur dolu, imkanlarda guzel..soyle ki onu da anlatayim : evde her turlu imkan var bir yat , bi surat motoru , bi jet ski , torunlari oynasin binsin eglensin diye bisikletler (bize yaradi o da) salincak , ufak bir golf sahasi , golf arabasi (bu kocacigimin kendinin rahatlikla kullanabildigi 4 tekerlekli bi arac bulmasi yonunden pek sevindirici bi gelisme idi) , sinirsiz icki , cerez vs… cok guzel iki gun gecti boylelikle… tabii bizim icin en unutulmaz anlarin basinda da benim gomlek ve kapriyle esraninda sort ve tisortle gole girmesiydi.. “bi daha nerde bulacaz ulennn” deyip atladik gole.. sonra bi de ustune muzun kucuk kopyasi olan hot dog diye birseye de binmisiz ki resimlerden de anlasilacagi gibi deli gibi eglenmisiz… su da olan eglencelere kocalar yuzme bilmediklerinden sadece bakmakla yetindiler ki bu bizi pek baglamadi.. kocacim yine felaket tellalligindan vazgecmedi: “Burasi gol kaldirma kuvveti yok , basiniza birsey gelirse kimse yardim edemez size , yakindan bi motor gecer ezer kolunuz bacaginiz falan kopar , gazetede okumuyor musunuz hic? Gecenlerde bi futbolcu ayagini bu sekilde kaybetti” falan diye bizi bi gerdi ..ama ben “amaaaaan seni dinleyip cama yapismis Garfield gibi etrafta eglenenlere bakip kalicam gidiyorum , atiyorum kendimi serin sulara” dedim ve nitekim yaptim… iyi ki de yapmisim pek eglendim… esrayla komiklikler yaptik costuk eglendik… bi de biz sudayken kocamdan bizim fotografimizi cekmesini istedik.. o da yazik poz verin dedi normal kosullardaymisiz gibi yani sanki karadaymisiz gibi.. hadi o dedi yapti bi gaf..peki bre akillilar , siz ne oluyorda suyun icinde poz vermek niyetiyle yanyana gelip biri digerinin belinen digeride digerinin boynundan atar elini… dedigim gibi ayagimiz yere basmadigindan aklimizda yerinde kalmiyormus test edip onaylamis olduk… sonar biz bi saat buna gulduk… velhasil bu yazi su yuzu gormeden gecirmemis olduk.. herseyden ote acisiyla , tatlisiyla , gerginligiyle , anilariyla guzel bi haftasonu tatili kaldi aklimizda.. esranin patronu sagolsun..

fotograflari eklemeyi beceremedim daha sonra deneyip koyarim bloguma..

Wednesday, July 19, 2006

sicak cok sicak.....

evdeyim , yapacak cok is var ama beni bilgisayarin basindan islerin basina yonlendirebilecek bi guce ihtiyacim var. bi iki dakka is yaptiktan sonra sanki cok yapmisim gibi geliyor ve oturup bi dinleneyim diyorum. sanirim sicaklardan kaynaklaniyor. sabah serinligi gectikten sonra bastiriyor bi sicak. evde klimayi acmadan durabilene masallah... yemek yapmama da gerek yok dun misafir icin cok yapmisim bu aksam kalanlarla idare ederiz.. ama tabii yemek yapmak evde yapilabilecek islerden sadece biri ve en kolayi... dip kose , dolap ici temizligi gibi isler varken yemek hoplaya ziplaya yapilir..
biraz kilo vermek - vermekte degil aslinda kaptirip koyverip ilerde dogabilecek daha buyuk rakamlarla ugrasmamak veya dikkat etmek - adina genelde aldigim seylerin diyetini veya azaltilmis kalorilisini almaya calisiyorum. sutte de bu yontemi uygulamaya basladiktan sonra yogurt elimde patlamis oldu.. ben '' farketmez sut sut iste diyet yogurt yapmis olurum'' diye dusunduysem de pek bi yanilmisim. yogurt yerine ayran mayalamaya basladis oldum son birkac seferdir... neyse ki dun yemege gelen arkadastan maya istemistim ; sagolsun nacizane istegimi kirmayip sabah sabah mayami getirmis kapiya.. ben de hemen sutumu ocaga koydum ve tahmin edersiniz ki cok yoruldum dinlenmek icin post yazayim dedim.
bu kadar oturma yeter , gidiyim simdi yatagi falan yapiyim hazir biraz enerji toplamisken..

Tuesday, July 18, 2006

ruya , annemler , mamalar , evlilik yildonumu ve kaslar..


acmadan ekrani ay sunu da bunu da yazayim dedim actim ay ben ne yazacaktim oldum.. sanirim dun gece gordugum sacma sapan ruyanin etkisindeyim.. neden etkisinde kaldigimda garip , hele bi de evlilik yildonumumuzun gecesinde gormek daha da bi dusundurucu... K.nin bi arkadasinin bana koca bulmasi gibi bi mevzunun etrafinda donuyordu olay ??????ama ben o baskalarindan biriyle arami yapacak olan kizi ne hayatimda bir kere gordum ne de mevzu olarak konusmalarimiza girdi.. bi de kiz o kadar iyi ki (!) bana iki kisi sunuyor ki secim yapma hakkimi kullanayim.. tamam tamam simdi cozdum durumu: kiz K.yi kendine istiyor o yuzden bana secenekler sunarak hem kafami karistiriyor hem de benim icin yarisan tipler oldugu izlenimi verip beni alttan alta fisekliyor.... vay be ruyamda ne derin anlamlar gizliymis ki uyandiktan sonra bile kafa yorarmisim... velhasil K. sabah beni uyandirip sandovic hazirlamami istemeseydi kimi sectigimi dunya aleme burdan soyleyebilecektim. ''yok yok ben ikisini de istemiyorum bana K.yi verin'' derdim galiba ( derdim di mi??) ... detaylarina kadar gorulmus bi ruya olmasi benim kafami daha bi kurcalar hale getirdi ya neyse.. soyle ki jonlerden biri 38 yasinda bi yonetmen..entel dantel tiplerden yani...digeri ise hafif kirlasmis sacli takim elbiseli bi yerde ust kademelerde bulunan ciks bi tip.. benim etrafimda o kadar cok dolaniyorlar ki bi ara cozumu kosarak kacmakta buluyorum.. sonra mekan degisiyor ve ben kendimi bi gemide buluyorum ....vs.vs... velhasil bu sicaklar yuzunden gordugum abuk subuk ruyalarla K.yi aldaticaz K.nin haberi yok :)) ama ben yine de K.ile hep boyle kadeh tokusturmayi tercih ederim..
bu arada annemleri dort gozle bekler olduk ve heyecan yaptik... buraya indikleri sehirde birkac gun gecirmeyi dusunmeleri bizi biraz hayal kirikligina ugratmis olsa da ne yapalim gelecekler ya deyip avutuyoruz kendimizi... oyle isteklerde bulunduk ki bu isteklere biran once ulasmak icin mi yoksa annemleri gorme arzusu mu agir basiyor karar vermis degiliz.. tabii bu arada valizlerden bunlarin cikartilip cope gitme korkusunu veya valizlerin kaybolma ihtimalini sifir sayiyoruz.
bende annemin biraz takintili olmasi yuzunden evde ve kendimde temizliklere basladim.bakimsiz gormek annemin katlanamadigi seyler oldugundan eve oldugu kadar kendime de ceki duzen vermem gerekti... burada kimse kimseyi sallamadigindan kaslar maslar hakgetire seklinde ortalarda dolanmaktaydim .. ama konu anne olunca ( birazda bahanem oldu tabii) e bi bakim gerekiyor bu, yuzumu neredeyse kaplacak olan kaslara deyip bi inceltme durumuna girdim.. ben her seferinde alirken cikanlari aldigimi dusunuyordum ama megerse alamiyormusum ki giderek kalinlasmaya baslamislardi.. neyse bir saatlik bi operasyonla guzel birsey cikti ortaya..ben daha birsey demeden K. '' ay yuzun gozun acilmis kaslarini mi aldin? '' diye bir soru yoneltti.. '' yani o kadar mi kotuydu'' demeye gerek bi duymadim , cevabini bildigim sorularla gereksiz konusmalar yapmaya gerek gormedigimden...

Friday, July 14, 2006

geliyorlar...

geliyorlar geliyorlar...umitlenmemeye calistigim , olursa harika olur , olmazsa da baska zamana , gelirlerse suraya da gideriz , annem burayi pek de bi sever dedigim annemlerin gelme hayali gercek oldu...yuppi yuppi... simdi bu mutluluk havasini fazla solumayip ve havasina kapilmayip yapmam gereken isleri bir hafta icinde planli bir sekilde uygulamam lazim..mesela yarin mutfak dolaplarini temizlemem gibi. sonra camasirlari yikayip utulemem gibi. camlarin onundeki tellerin nasil ciktigini ogrenip camlari silmem gibi. dolaplari temizlemem gibi. guzel ve lezzetli yemekler yapmam gibi.. annemler ilk defa evime gelecekler ve kalacaklar. evim cok muhtesem olmasa da pek bi heyecanlandim.. boyle seylere cok anlam yukleyip sonra da altinda kaliyorum. fazla abartmadan ve herseyin mukemmel olmasina calismadan islerimi halletmem lazim.oldugu kadar..
ben simdi islerime baslamaliyiiiiimm..
bu arada sanki K. nin odasina bi kutuphane iyi olurdu , boyle kitaplar karisik bi sekilde... annemler bu haliyle gormeseler ya neyse.....

Wednesday, July 12, 2006

aman benim cici blogum

aman aman benim sevgili blogum... ben sana yazmayi sallamisim da , blog dunyasindan kopamamismiyim.aradan gecen 5 ay amma da cabuk gecmis. icine bir turkiye gezisi , bi dugun , bi dugun haberi daha , bi olayli nisan haberi , bi bebek haberi , bi ameliyat haberi , baslanmis olan kursun devami , ustune bi yaz kursu , spor salonunda cebellesme , bi dogumgunu sigdirmisim..tabii bunlarin yaninda iki satir yazsaydim fena mi olurdu ? olmazdi ama olmamis iste..
gecenlerde gene bloglar arasi gunluk gezintime cikmisken birkac tik beni bi bloga gonderdi ki dedim bu bana pek yabanci degil ..aslinda o blog sahibini tanidigimi anlamam bi tik kadar kolay olmadi tabii..benim gibi birinin oyle cabuk kavrayabilmesi buyuk olay olurdu herhalde.. her neyse.. aa dedim bu benim arkadasimin oturdugu sehirde yasiyor..( uzakta yasayanlar icin bu buyuk bi vesile.. sanki hemserini bulmus biri edasiyla hemen arkadasima messangerden mesag yazdim : bu kisiyi taniyorsundur belki o da orda oturuyor cinsinden..bi de daha aciklayici olayim diye blog adresini falan gonderip o kisiye ait bloguna yazdiklarindan bazi kisisel ozelliklerini de ekledim ki ardasimin o kisiyi cikarmasi kolay olsun.. ) messangerdeki notuma hemen cevap geldi ''aaaa sonunda buldun beni'' . NEEEEEEE!!!! anlamissinizdir sanirim ne kadar akilli oldugumu ve okuduklarimi nasil okudugumu... Allah dedim bizim kiz da yapmis bi blog benimkinin pabucu dama konali cok olmusta benim haberim yokmus...
velhasil , bende bi gaz tutani Allah korusun.. bundan sonra tekrar burdayim ve gitmeye de pek niyetli degilim...

Friday, February 03, 2006

new kids on the block

bugun oglen kursa giderken dinledigim radyo istasyonunda istek saatiydi :)) ve bi oglanin istedigi parca beni bir keyiflendirdi ki sormayin ...bir zamanlar varolan ( belki hala ayrilmis olarak devam ediyorlardir) new kids on the block diye bir grup vardi, onlardan bir parca istedi.nasil keyiflendim anlatamam. beni taa 16 yil oncesine goturdu.ben o gruptan jordan i cok begenirdim ablamsa cocuk yuzlu joe yu severdi. o zamanlar bulundugumuz ulkedeki ingilizce olan ve benim anlamakta gucluk cektigim dildeki konser videolarini ve bir yigin muzik dergisini alir saatlerce okur izlerdik :)) step by step benim favori parcalarimdan biriydi. odamizdaki tum duvarlar onlarin posterleri ile kapliydi. hatta bi ara hic yer kalmadigindan ablam joe nun kocaman bi posterini yataginin tam ustune denk gelen tavana yapistirmisti.ama bu fazla uzun surmemisti cunku annemin cigliklariyla birlikte tavandaki poster hemen asagi inmek zorunda kalmisti. :)) o zamanlar tum harclilarimiz muzik dergileri almaya giderdi. bi de uzunca incelerdik hangisi hangi posteri falan veriyor diye.. ne gunlerdi onlarda. herkes boyle bir evreden gecmistir galiba.. anne babalara Allah , cocuklarinin bu ergenlik donemlerinde yaptiklarina , giyindiklerine, soylediklerine katlanma sabri veriyor sanirim ...her neyse...bunu cocugum olunca dusunurum..
nasil oluyorda bir grup , insanin aklinda yer edebiliyor ve yillar sonra ayni heyecan ve cosku ile o grubun parcalarina eslik edebiliyorsun. cam acik , muzigin sesi sonuna kadar acik , benim suratimda bir tebessum varken (ki bu sarkinin sozlu kismi bittigi zaman oluyor cunku sarki sozleri devreye girince bende ona eslik ediyor oluyorum) universitenin icinden gecip kursa giderken kirmiziya takildigim bir isikta birde etrafima bakayim dedim ki yeni yetme universite ogrencileri bana saskin yuz ifadeleri ile bakiyorlar.onlarin tabii bu grubu bilmememeleri cok normaldir cunku bu grup varken onlar daha yeni emeklemeye baslamislardi. sonrada yaslandigima kanaat getirdim ki bu yuzumdeki tebessumu biraz olsun azatti. :)) olsun ben yine de mutluyum new kids on the block grubumla :)

Monday, January 30, 2006

aman ne biliyim baslik dusunecek halim mi var? !!

guzel ve yogun gecen bir haftasonundan sonra , turkiye ' ye gidisiminde yaklasmasiyla beraber , benim chicago ya nasil ulasabilecegim konusundaki tartismalarinda sayisi artti. kasabada yasamak zor bi ismis yahu.. turkiye de koylerde bile sehire giden minibusler var ama gel gor ki burada herkesin arabasi varoldugu icin indianapolis ' e nasil araba disinda bir ulasim saglanir bilemiyoruz. indianapolis - chicago arasindaki otobus seferlerinin fiyatlari da ucakla ayni.zaten oraya bi ulasabilsem sorun yok..indianapolis ' e ulastiktan sonra ucakla giderim diyordum ama bu seferde valiz agirliklari kafama takildi. bi de kas yapicaz derken goz cikartmayalim diye korkuyorum fazla bagaj ucreti odeyerek. onun icin simdi burada birilerini bulmaya calisiyororuz ki beni chicago ' ya bi atabilsin... bu arada tabii sunu da atlamamak gerekir : chicago - turkiye ucaginda da benim icin bi koltuk bos yer olmasi gerekiyor. yoksa son anda ucamadan orada kalir , gorurum gunumu.. velhasil neyin ne olacagi belli olmadigi icin ben tutusmus durumdayim. simdi K.ya bir yigin ekmek yapmam gerekiyor ayni zamanda yogurdu da mayalamam. sonra direksiyon sinavina girmem lazim ki sigorta ettirirken indirim olaylarindan yararlanalim. sonra valiz yapmak lazim.birikmis camasirlari yikamak ve evi temizlemek lazim. K. icin alisverise cikmak ve eksikleri gidermek gerekir. yapilacak ve alinacak listesi giderek uzamakta ve ben ne yapacagimi kestirememekteyim.
Allahim neden benim islerim hep boyle bi son anda oluyor ve ben hep tutusmus durumda ordan oraya kosturuyor oluyorum. annemin dedigi gibi '' ayaklara patenleri takma vakti '' :))

Friday, January 27, 2006

ne diyeyim ki daha...

tembellik ve tatli krizi...

cok sey yazmak istiyorum ama birsey de yazmak istemiyorum.tembelligim ustumde , bos bos oturmak istiyorum (sanki cok bi kosusturmam varmis gibi). dudagimin ustunde cikan iltihapli sivilce benzeri sey cok kasiniyor ama ben kasiyamiyorum , cok cirkin gozukuyor ve ben kursa gitmek istemiyorum. canin tatli yemek istiyor ama yaptigim butun tatli tarifleri birseye benzeyemiyor , bende cikolatalarla gecistirmeye calisiyorum. hal boyle olunca ben de turkiye ye gidince annemden ve oralardan yiyecegim tatlilari aklimda siraya koymaya calisiyorum. annemin kabakli pastasi , asure , annemin kurabiyeleri , livanin frambuazli pastasi , kafkasin kestane sekerleri vs.vs..

Tuesday, January 24, 2006

ondan bundan

bilgisayari bos bulabilmisken firsati kacirmadan iki satir yazayim istedim. zira bir saat sonra kapi calacak ve benim bilgisayar ile aramdaki iliski bu sesle sona erecek.. K. evdeyken ne yazik ki elimi bile suremiyorum ona... her neyse.. bu kadar laf ediyorum ama benim de evde pek durdugum soylenemez.. hafta sonu edinburgh outlet center e gittik.inanamadim gordugum fiyatlara.. iyi kazik yiyormusuz magazalarda.. inanilmaz fiyatlara inanilmaz seyler var.5 dollara nike sortu gibi veya 30 dollara nike ayakkabi gibi veya 15 dollara tommy kotlar gibi :)) biraz alisveris biraz eglence ile guzel gecti gunumuz.birde pesimizde ''hadi gidelim artik'' , ''doymadiniz mi gezmekten " laflari isitmek zorunda kalmamizi gerektirecek hicbir karsi cinsi yanimiza almadigimizdan, daha da bi guzel gecti sanki... ve yol.. baharda tekrar gitmeyi kafaya koydum..agaclar yapraksiz ciliz bir halde olsalarda , bu o yolun keyifli olmasini hic mi hic engellemiyor. virajli ama tabir yerindeyse kaymak gibi bir yol...hele bir de donerken gunes batmak uzereydi ki her dakika ''ay yola bayildim '' dememden arabadakiler bayilmistir sanirim :))
hafta sonu aldigim bir karari uygulamama yogun ruzgar engel oldu. aslinda planim her sabah erkende degil 8 de kalkip biraz yuruyus yapmakti.hazir evimize yakin guzel bir parkta varken bunu degerlendirebilirim gibi geldi..ama pazartesi sabahi uyandigimda bu eylemi ogleden sonra kurs donusune erteledim.ve dun kararima uyup yurudumde..ama bugun arabayi bile sallayacak kadar bi ruzgar varken bunu yapmanin pek uygun olmadigini dusundum.tamam tamam biraz usendimde :) aslinda bu kararimin pek de parkin tadini cikarmak olmadigini itiraf edebilirim. turkiye ye gitmeden once , yemekten de kisip biraz forma girmekti.aslinda kilo aldigimdan degil ama , benim derdim orada yiyeceklerime simdiden yer acmak..isteklerimi bildirmeye basladim bile ilgili mercilere :) ciger kavurma , asure , annemin istedigim her an elimi uzatinca ulasabilecegim 20 kusur cesit kurabiyesi , sebze (domates gibi , biber gibi , normal boyutlarda salatalik gibi ve onlardan yapilmis binbir cesit yemek) :) sanirim biraz yuruyus ve biraz yemeklerden kisma yeterli olmayacak gibi...aclik grevine mi girsem aceba??

Sunday, January 15, 2006

hersey kontrolum altinda (mi?)

hersey ne yazik ki her an insanin kontrolu altinda olmuyor. bazen hayat insani garip seylerle karsilastiriyor. tahmin etmedigi , dusunemedigi , yuh artik bu kadar da olmaz dedigi..ama oluyor.benim basima gelmez denilen seyler bir bakmissiniz ki karsinizda duruyor ve '' hadi cik bakalim bu isin icinden'' diyor. ama kontrol edemeyeceginiz sekildeyse ya..o zaman ne oluyor?karsi tarafa zarar vermeden bunu nasil asarim diye dusunup bir sey bulamadiginizda yaaa..??davranislarinizi dikkatli veya dusunerek yapmaya kalktiginizda da bu sefer de elinize yuzunuze bulastirdiginizda?? zaman gene burda devreye giriyor ve ''bekle beni '' diyor.bende bekliyorum herseyin daha fazla kotuye gitmeden duzelecegini umut ederek...

Tuesday, January 10, 2006

bebek

hosgeldin bebek...
ne iyi ettin de geldin.biraz beklettin bizi , ama sag salim geldin ya...
aldigim habere gore zorlamamissin anneyi fazla.
umarim hayatta , seni fazla zorlamaz alacagin kararlarda...
islerin hep boyle biraz gec, ama sonunda iyi olur insallah.
artik hayatlarini sana gore duzenlemeye baslamis annen babanla...
aradim seni sormak icin ama , annen telefonu sessize almis sen uyuyorsun diye galiba.
bizde annenle gorusmelerimizi senin uyanik oldugun anlara gore ayarlamaya calisiriz zamanla.
telastan adini bile soramadim , onun icin ''bebek'' demeyi uygun gordum su anda.

reklamlar

biraz once internet uzerinden turkiye deki bir kanali izlerken reklamlar girdi ve ekranda birden deterjan reklamlari belirmeye basladi. burdaki reklamlarda hic deterjan reklami gormedigimi farkettim birden. ne yesillikler arasinda ipe asilmis bembeyaz carsaflar goruyorum , ne yumusacik havlularin uzerine dusen bir ayicik ne de buranin kendine has Ayse Teyzesini... burdaki televizyonlarda hamburger , zayiflama urunleri , pizza , sigorta sirketleri , cereal , indirim yapmis ( guya) magazalar ve yine bir baska yiyecek reklami var. garip geldi birden.

Wednesday, January 04, 2006

chicago gezisi



artik anliyorum...neden insanlarin bana '' aa hayret nasil oldu da sen burada bunalmadan sikilmadan 4 ay gecirdin..aferin sana'' dediklerini...cunku daha kurslarin tatil olmasi uzerinden iki hafta gecmemesine ragmen ben bunalmis durumdayim.demek ki burada bir ugrasin yoksa hayat cok bunaltici ..yani kelimenin tam anlamiyla uyuz...bu ne burda hayat mi var? bence yok...aslinda burda herkes o kadar yalniz ki..ve kendi halinde.... yazin oturdugum yerin cevresi hep yesillik , park olmasina ragmen bir cocuk bile disari cikip disarda oynamiyor..
Neyse ki bu hafta kurslarim basliyor ve ben artik insan yuzu gorebilicem. Hem bu ay gonullu olarak ta bir yerde calismaya basliyorum ki artik gunlerimi tamamen doldurmus keyifli bir insan olucam.
Keske tatil hemen baslar baslamaz yaptigimiz Chicago tatilini biraz daha tatilin ortalarina denk getirseymisiz. Boylelikle bunalmaya pek firsatim kalmadan tatili gecirmis olurdum. 3 aylik surus deneyimime guvenerek – cahil cesareti desek daha dogru olur – chicago' yu koyduk akla ciktik yola.. ''aman da aman ne guzelde kullanirmisim'' demeyi dusunurken birden indianapolis'te yollar dort serite cikar ve ben aninda paniklerim. Onum arkam sagim solum arabalarla kaplanmisken ve ben dikiz aynasindan hangi arabaya bakmam gerektigini , onceligi hangisine vermem gerektigini sasirmisken “ banane yaa ben kustum oynamiyorum” deyip arabayi oldugu yerde terk etmek istememe ragmen basladik bi ise devamini getirelim dedim ve arabalar arasinda ben de yerimi aldim. Her exit cikisinda “ K. bak bakalim araba geliyor mu?” diyerek kullandim ki varin gerisini siz dusunun. Sagdan sagdan gidiyorum butun cikislarda sagdan ne guzel diye sevinmem kisa surdu cunku ne yazik ki Chicago cikislari hep soldandi. Ben panik. Sola gecmek icin yavaslayip yollarina girmem gereken sol seritteki arabalara el , kol , kas , goz isaretleri ile “ bana yol verin bak ben acemiyim , bak bak iyi bak gercekten..”diyen bana sanirim kulak verdiler ki yolu ve cikislari aksatmadan ve kacirmadan vardim Chicago ' ya. Bir de tabii internet haritalari oyle guzel gosteriyor ki bi benzinlige girip “ abi ya su su su adrese nasil giderim” derdinden kurtariyor insani.. Benim kagni arabalariyla yaris yapacak kadar agir gelecegimi tahmin eden arkadasimda benim haritanin verdigi saatten sadece yarim saatlik bir rotarla geldigimi apartmanlarinin guvenliginden ogrenince sanirim derinden bir oh cekmistir.

bu fotograflarda chicago gezimizden.ilki arkadasima sessiz bir '' bak bak dil uzattigin kurabiyeleri tat da anla bakalim'' diye goturdugum suslu puslu paketli elcagizimla yaptigim ve susledigim kurabiyeler..digeride oldugu yerde 3 dakikadan fazla kalamadigimiz , kalsaydik donacagimiz yilbasi agaci onunde..

Tuesday, January 03, 2006

gossip

bugun uluslararasi bi arkadas toplantisina gittim.uluslararasi dedigime bakmayin oyle resmi bir sey degil hatta hic resmi degil. uluslararasi olmasinin nedenini soyleyeyim : 5 kisiydik ve hepimizde baska milletten :)) kazak , iranli , ozbek , koreli ve ben.. cok sevindim cunku ingilizce rahatlikla sohbet edebildik..ve yabanci bi dilde dedikodu bile yapabiliyorum artik :)) daha ne olsun :))